Neyi, Niçin Yapmak?

Neyi, Niçin Yapmak?

Yazar: Fatih Demirkol | Tarih: 28 Aralık 2025


Bu hayatta yaptıklarımız elbette önemlidir. Ne ürettiğimize, hangi sorumluluğu üstlendiğimize, hangi işi yaptığımıza ehemmiyet veririz. Ama bizim için bu yaptığımız eylemlere kıymetini kazandıran daha önemli bir soru var: Bunu niçin yapıyoruz?

Çünkü insanı ayakta tutan, karşılaştığı zorluklara dayanama gücü veren, gece yarılarına kadar çalıştıran mefkûre; ne yaptığından ziyade neden yaptığıdır.

Bizim “niçin”imiz para, mal, mülk, makam, şöhret gibi dünyevi nimetler değildir; daha iyi bir CV hiç değildir!

Peki bizim “niçin”imiz nedir?

Bizim “niçin”imiz, bu coğrafyanın taşıdığı acılardan; İslam aleminin yıllardır içinde bulunduğu savaşlardan, katliamlardan geliyor. Ümmetin evlatlarının çığlıklarından besleniyor.

Bizim “niçin”imiz:

İslam alemin en özgür şehri Gazze'de, bombaların arasında cansız bedeni çıkarılan 2 yaşındaki Rim... Dedesinin son kez diyerek onun gözlerinden öptüğü fotoğraf hâlâ gözlerimizin önünden gitmiyor.

Yıl 2000; İkinci İntifada’nın başlamasından iki gün sonra babasıyla siyonistlerin açtığı bir ateşte, bir beton parçasının arkasında 45 dakika korunmaya çalıştıktan sonra kurşunlara hedef olan 12 yaşındaki Muhammed.

Suriye'deki zalim Esad'ın katliamlarımdan kaçarken batan botta hayatını kaybeden 3 yaşındaki Aylan... Kıyıya vurmuş küçücük bedenini unutamıyoruz.

Astsubay olan babasını ziyaretten dönerken PKK tarafından annesiyle birlikte katledilen 11 aylık Bedirhan Bebek... Daha yaşını dahi dolduramadan toprağa verilen bir bebektir bizim “niçin”imiz.

Doğu Türkistan'da adını bile söylemekten korkan, dilini konuşamayan, dinini yaşayamayan, yıllarca annesinin babasının sesini bile duyamadığı nice hayat hikayeleri...

Sabahın erken saatlerinde dışardan gelen "elma kokusuyla" uyanan Halepçeli Müslümanlar... Meğersem o koku kimyasal bombaymış. Kapının eşiğinde babalar çocuklarını donmuş halde buldular.

Sözde "medeniyetin kalbi" olan Avrupa'nın gözü önünde, çok değil bundan 30 sene evvel soykırıma uğrayan 8.372 Boşnak, katledilen 100.000 Müslüman...

Arakan Rohingya’da ateşe verilen köyler, nehri geçmeye çalışan annelerin kucaklarında suda boğularak vefat eden çocuklar…

Yemen'de, savaşın ortasında yemek bulamadığı için açlıktan ölen bebekler…

Ebu Gureyb'de mahkumların çıplak hâlde köpeklere parçalatıldığı, Guantanamo'da yıllarca suçlama olmadan kafeslerde tutulan insanların olduğu, Sednaya'da ise insanların açlıkla, işkenceyle ve toplu idamlarla sistematik biçiminde öldürüldüğü hapishaneler...

...

Bu acıları unutmamak zorundayız çünkü unutulan her zulüm bir sonraki zulme zemin hazırlar.
Ama sadece hatırlamak da yetmez. Sadece ağıt yakarak, sadece yas tutarak bir adım öteye gidilemez.

Bizim “niçin”imiz tam olarak bu noktada başlıyor: Unutmayan ama orada da kalmayan bir duruş.

Bizim “niçin”imiz:

Bu ümmete huzurun, barışın ve refahın yeniden mümkün olduğuna olan sarsılmaz inancımızdır ve Gökbörü’de yaptığımız her işi bu bilinçle yapmak zorunda olduğumuzu bilmektir.

Bir İHA yaparken de roketin tüm aşamalarını icra ederken de bir sistem inşa ederken de bir problemle mücadele ederken de bizi ayakta tutan şey; neyi yaptığımızdan önce, niçin yaptığımızı unutmamaktır!

Bu “niçin”ler bizleri diri tutmalı.

Zorlandığımızda bize geri adım attırmamalı.

Bu yol tek başına yürünecek bir yol değil. Bu dert, bir kişinin tek başına üstlenebileceği bir yük değil. Omuz omuza, sırt sırta verenlerin üstesinden gelebileceği bir yük.

Rabbim, bu “niçin”leri kalbimizde daim eylesin. Niyetlerimizi sahih, gayretimizi bereketli, birliğimizi daim, yolumuzu açık eylesin.

İnşallah.