Hayat ve Seçimler

Hayat ve Seçimler

Yazar: Hamza Uzun | Tarih: 19 Ocak 2026


Hayat nedir? Asırlardan beri pek çok filozof, alim, şair ve daha nice insan bu soruya yanıt aramış ve farklı cevaplar vermiştir. Kimisi bir yola benzetmiştir. kimisine göre hayat teselli bulmak, kimisine göre anlam arayışıdır, kimisine göre yaşanıp biter, kimisine göre ise sadece canlı bir organizmanın ölümüne kadar dünyada geçirdiği süredir... Kitabımız Kuran-ı Kerim’e göre ise Hayat bir imtihandır diyebiliriz.

“Hanginizin daha güzel amel işleyeceğini denemek için ölümü ve hayatı yarattı.” (Mülk, 2)

Bir imtihandan bahsediyorsak bunun bir sonucu olmasını da bekleriz. Geçeceğimiz ya da kalacağımız bir imtihan. İmtihanımız bu dünya hayatı ise sonucu da ahiret hayatıdır. Kuran’da dünya hayatını nasıl yaşamamız gerektiği daha doğrusu yaşamamız gerektiği Kassas Suresi 77. Ayetinde “Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara; dünyadan da nasibini unutma.” şeklinde belirtilmiştir.

Biz nasibimizi ararken karşımıza çıkacak büyük fırsatları ya da “şu bir geçsin de her şey yoluna girecek” dediğimiz olayları bekler dururuz. Hayatın o an devam ettiğinin farkına varmayız. Evet hayat bazen büyük kırılmalarla şekillenebilir ama ne kadar süreceğini bilmediğimiz ve sonucu asıl hayatımızı yani sonsuz ahiret hayatını şekillendirecek bu dünya hayatımız bizim bu kadar da “bekler” halde olmamıza bırakılabilir mi? Ya da bırakılmalı mı? Hayat yaşamaksa, yaşamak da o an yaptıklarımızsa, ne yaptığımız ya da yapacağımızı belirleyen şey seçimlerimiz değil midir? İnsan her gün uyanırken dahi iradesinin içinde binlerce seçimle karşılaşır. Hangisini göreceği, neyi hissedeceği, hangi yoldan yürüyeceği, nasıl bir söz söyleyeceği… Bunların her biri küçük gibi görünür fakat hayat bu küçük seçimlerin bir araya getirdiği şeyin tamamı değil midir zaten? Küçük halkaların oluşturduğu ve ne zaman kesileceğini bilmediğimiz bir zincir. İşte bu halkaların yani seçimlerin her biri birikerek insanın hayatını oluşturur. Küçük seçimlerimizi alışkanlıklarımızı, alışkanlıklarımızı tutumumuzu ve duruşumuzu ve uzun vadede Hayatımızı oluşturur. Kader elbette Allah’ın büyük planıdır, fakat o planın içindeki yönleri belirleyen insanın kendi cüz’î iradesidir. Kur’ân’ın “Biz ona yolu gösterdik; ister şükredici olur, ister nankör” (İnsan, 3) buyruğu, insanın seçimlerinin kendi elinde olduğunu açıkça hatırlatır. Yine “Bir kavim kendilerindeki durumu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez” (Ra’d, 11) ayeti de değişimin anahtarının bizim tercihlerimizde olduğunu bildirir.

Ne var ki insanların çoğu, yaşadığımız bu hayatta, kendi dışımızda gelişen büyük yanlışlardan yakınırken kendi küçük seçimlerimizi önemsiz görür. Başkalarının haksızlıklarını konuşurken, yöneticilerin hatalarından, toplumdaki genel bozulmadan şikâyet ederken; kendi yaptığımız küçük ihmalleri, kırıcı sözleri, verilen küçük tavizleri önemsemeyebiliriz. Oysa hayat seçimlerden ibaretse, o hayatın en kritik kısmı bizim seçimlerimizdir. Bu yüzden hakikatli bir hayat, küçük tercihlerde bile doğruluğu seçmeyi gerektirir. Bugün elimizde olan imkanlar ile yapabildiğimiz budur. Az iken vermez isek, çok iken vereceğimizi düşündürten nedir? Sadece kendi çevremize etki eden seçimlerimizde doğru olanı yapmaz iken, tüm insanlığı etkileyecek bir seçimde kendimizi ya da çevremizi kayırmayacağımızı ne garanti edebilir? Biz şu an bu halimizde karşımıza gelen seçimlerimizden sorumluyuzdur. Çünkü o an bize sunulan ve karar germemiz gereken nokta budur. Bu noktada da bize düşen doğru seçimi yapmaktır.  

Doğruyu seçmek ise yalnızca akılla değil, aynı zamanda kalple olur. Kalp bozulmadıkça akıl şaşmaz; akıl şaşmadıkça seçim isabetli olur. Peygamber Efendimiz “Dikkat edin! Bedende bir et parçası vardır; o düzgün olursa bütün beden düzgün olur. O bozulursa bütün beden bozulur. İşte o kalptir” (Buhârî, Îmân 39) buyurarak doğru kararın merkezine kalbi koyar. Bu sebeple bir tercih yaparken insan hem kalbinin sesini hem aklının rehberliğini birlikte dinlemelidir. Hakikat, bu ikisinin uyumuyla bulunur.

Fakat insanın en doğruya ulaşmasında tek başına düşünmesinin yeterli olmadığı zamanlar da vardır. İşte bu nedenle İslâm, istişareyi büyük bir hikmet olarak öğütler. Kur’ân, müminleri “işlerini aralarında danışarak yapanlar” (Şûrâ, 38) diye över. Vahiy alan bir peygamber olmasına rağmen Efendimiz’in ashabıyla istişare etmesi, istişarenin acizlik değil bilgelik olduğunun en büyük delilidir.

Elbette istişarenin bereketi, danışılan insanların niteliğiyle doğrudan ilişkilidir. Çünkü insan, yakın çevresinin ortalaması hâline gelir. Nitekim “Kişi dostunun dini üzeredir. Bu yüzden kiminle dostluk ettiğinize dikkat edin” (Ebû Dâvûd, Edeb 16) hadisi bunun en açık ifadesidir. İnsan iyi insanlarla birlikte oldukça iyiliğe meyleder; hakikati arayanlarla oturdukça hakikate yaklaşır; dürüst insanların meclisine girince kendi niyeti ve ahlakı da güzelleşir. Bu yüzden doğru kararın arayışında olmak sadece düşünmek değil, aynı zamanda doğru kişilerle bir arada olmayı tercih etmektir. İyi çevre iyi kararı, iyi karar iyi alışkanlığı, iyi alışkanlık iyi bir karakteri doğurur.

Tüm bunların ardından insan anlar ki hayat, bir anda olup biten büyük bir olay değil; seçimlerin yan yana yazılmasıyla oluşan uzun bir hikâyedir. Her davranış bir seçimdir, her söz bir seçimdir, hatta susmak bile bazen bir seçimdir. İnsan bu seçimlerin toplamı kadar insandır. Bu nedenle küçük seçimleri küçümsememek, her bir adımı bilinçle atmak, önemsiz görünen tercihlerde bile doğruluğu ve hakkaniyeti gözetmek gerekir. Çünkü insan seçim yaparken aslında sadece bir tercihte bulunmaz; aynı zamanda kim olacağını da seçer. Hayat, bazen bir sözde, bazen bir tercih anında, bazen de kimsenin görmediği küçücük bir davranışta yönünü bulur. İnsan, büyük hedeflere küçük adımlarla yürür; büyük bir ömrü küçük tercihlerle inşa eder. Bu yüzden her seçim, bir tuğla misali geleceğimize yerleşir. Madem ki biz bu fani dünya hayatımızın bir imtihan olduğuna ve bizim asıl hayatımıza geçişimizi belirleyecek bir yer olduğuna inanıyoruz, o zaman bize düşen bilinçli bir şekilde bu hayatımızı inşa etmek, iyiyi ve doğru olanı seçmek ve bunun için dua etmek olacaktır.

Allah bize onun razı olacağı, ahiretimizi dünyadan nasibimizi unutmayacağımız, iyilikler ve güzellikler içerisinde bir hayat nasip etsin.